27 Ocak 2014 Pazartesi

ara

Ara verdim
Canı yazamıyorum
İçimizdeki bu ağırlık..sanki dedesinin sıkıntıları orda dururken,büyürken, babası bu kadar üzgünken, Canın hiçbir şeyden habersizce yaptığı şebeklikler gevezelikleri yazmak için kafamı veremedim. Aslında en garip anlarda bile güldürebiliyor herkesi, bu haldeki dedesini oynatabiliyor, neşesini bulaştırıyor her yere, bazen de şımarıklıklarını yaparken kattığı gürültü dağıtıyor ortamdaki ağır endişeyi.
Ama gülmeler yarım, ama gülümsemeler yalandan, ama derin düşünceler hakim, ama sorular "neden?", ama  cevaplar "belki!?!", ama dilekler "inşallah"...Böyle,zor.
Onu böyle görmek çok zor.
Buna alışmak imkansız.
Bizi nelerin beklediği muamma.
Neler yapmamız gerekiyor, plan ne olmalı, belirsiz.
Başlar ağrıyor hep.

Can boyutu ise olayların, şimdilik ona gözkulak oluyoruz sadece sanki.
Yine bir yetersizlik duygusu kapladı içimi, böyle hissettiğim zamanlarda gidip ona balık alıyorum saçma bi şekilde. Hayır hani iyi besliyorum en azından diye hissedeyim diye galiba, bu noktada içsel bir yolculuk yapmak istemiyorum da öyle .Amma velakin velhasıl kelam balıkçı amcaya göre yanlış balıkları yediriyormuşum !! Dil balığı verilmez çocuğa dedi bana, dip balığıdır dedi, üzüldüm önce sora aynı zamanda haftada 3 kere somon ver dedi, rahatladım zira öyle bi dünya yok, civa yüklemesinden civataları yanar civanımın. Bu yüzden rahatladım , oh dedim yanlış bende değil,onda.
Ama yinede dediklerini dinledim. Beyne çok faydalıdır somon dedi. Rakamlarla konuştu, 2 yaşındaki çocuk 4 yaşındaki çocuk zekasına gelir imiş. Hamsi yiyen çocuk ise boyu 15 yaşında 20 yaşındaki çocuk boyuna ulaşırmış. Onu da haftada 3 yemek gerekiyormuş.!! Artık hangi araştırmaları referans gösterdi bilmiyorum. Hayat tecrübesi zaaar!

Haftasonu babane dede ve baba ankaraya gitti. Tedavi ordan devam edecek. Giderlerken sanki uzun süreceğini hissetti. Tüm gün müteessirdi. İçli içli ağladı Cancanot. Bana çok düşkünleşti yeniden. Peşimden ayrılmadan fıtı fıtı koştu tüm haftasonu boyunca.
Diğer dedesi burdaydi iyiki. Etrafında birilerinin olması iyi geliyor.  Parkta bile müzik açtırıp oynadı sonra, koskoca Nizamettin Camcı yı da oynatıyor ya o minicik boyuyla :)
http://flipagram.com/f/l96oh53nb2#  burdaki fotoğraflardan ikisine uzuun uzun bakmak isterseniz seçtim de yapıştırdım.



Ha evet "entarisi dım dım yar" yine yerli yerini koruyor,yani hayatımızın baş köşesini! Dün gece uykuda dedi "entarisi dım dım yar aç" diye." imdaaat " diyesim gelse de o kadar keyifleniyor ki iyi bakalım diyorum, yada filmin deyişiyle, hadi bağayııım! Hayır sen bu yaşına kadar tv izletme, lazım olduğu zaman çizgi film bile izlemesin, bu klip onu ondan alıyor, tüm dikkatiyle dalıp gidiyor içine, deli galiba!
Aslında ihtiyaçları var mı ki acaba?
Doktor kontrolü de olmadı bu aralar.
Kaka eğitimi mesela. Denesek yapacak belki ama elleşmiyoruz. İşime geldiğinde doğal anne olurum böyle
ve tabiki katı gıda eğitimi...pıfff..ayheytit...Neyse ya kreşe giderse bir gün ,öğrenir orda.







10 Ocak 2014 Cuma

Ayfer Teyze'den: "Ben hiç blog yazmadım ki :S"


Teyzesi yazdı bu yazıyı 

Bir de "ben hiç blog yazmadım, beceremem" diyodu
Bilmiyorum bende "bu işi ben bırakayım o devam etsin" hissi uyandırdı. Kalemi eğlencelidir zaten keratanın. Mühendiz olucam diye tutturmasaydı kesin köşe yazarıydı, köşeydi şimdi. 
Mamafih, kıyaslanma riskini göze alıyorum, ama her şey senin için bunu okuyan! 

Can’a bakıcam yarın. Babysit yapıcam. Annesi Nişantaşı Fashion NiteOut’a gidecek kızlarla. Ben Ayfer the Teyze, ona bakıcam! Çok heyecanlıyım. Biraz endişeliyim, tamam, kabul. İlk olacak çünkü. Gürhan’a çok dedim iptal etme programını diye, ama kıyamadı. O yüzden tek olmayacağım aslında, beraber bakıcaz. Bu daha da heyecanlı. Bizim Can’la imtihanımız:) Prova gibi düşünmeyin, daha bize çooook var! Alakası yok;)

Gürhan’a hayran kendileri. Sanki teyzesi oymuş gibi. Komik aslında ama üzücü bir yandan. Ama ondan her türlü pis düşünce beklenir gerçekten :) Sevmiyor değil aslında, haksızlık etmeyelim.

‘Ayfer teyzeyi öptüüük’ diyişi var. Ya da yaptığım bir şey hoşuna gittiğine aniden çapkın bir gülümseyip tekrar yapmamı bekleyişi..Belki de kızıyordur yeterince göremiyorum onu diye. Böyle teyze mi olur, böyle mi anlaşmıştık ben doğmadan diyordur.. Ama bi yandan da biliyor ya çok seviyorum, kesin pislik olsun diye yapıyor.

Ya da sadece babasının oğludur, gıcıklığına yapıyodur. Sevdiğinden sırf, komiklik olsun diye. En iyi alternatif bu bence:)

Ama başbaşa vakit geçirmeye ihtiyacımız vardı, bence ilişkimize iyi gelecek:)

Endişeliyim derken, anne diye ağlar mı diye zerre korkum yok. O konuda güvenim tam kendime. Bence uykusu gelirse uyutabilirim bile. Oynarız, güleriz, yeriz, içeriz. Onlar kolay. Tek endişem var,onu da aşıcaz evet. Bu yaşa geldim, aşayım artık! ;)

Bakalım göreceğiz. Devamını Cuma sabah yazayım…

Ve Cuma sabahı:
Ve beklenen akşam geldi. Tabi ki olmazsa olmazı, hergün 17:45de indiğim servisten, dün acelem var ya, 18:15 de indim. Geç kaldım. Geldiğimde oynamaya hazır beni bekliyordu miniğim. Daha eve girer girmez elimdeki araba anahtarını alıp, tişörtünün içinden koltuk altlarına ‘pıss’-‘pıss’ yapmasıyla güldürmeye başladı :)

Oyun konusunda sıkılmadık. Hiç ama hiç huysuzluk yapmadı, onu istiyorum diye şektirmedi. Güzel, uslu, eğlene eğlene oynadık. Ama yemek yediremedim. Naptıysam olmadı. Halbuki acıkmıştı da oturduğunda, heyecanlıydı. Ama o ana kadar annesinin gittiğini farketmemişti sanırım. 6-7 kaşığı güzel güzel içti. Önümüzdeki kutuya da koyduk, o da bana da içirdi. Ama birden antreye bakıp ‘annee?!’ dedi. Dedim gelecek. . Yemek verenin hala ben olduğunu görünce şüphelendi. Ağzını kapadı, elimi itti, yanağıma vurdu, sonra gözlerini elleriyle kapattı, ağlama taklidi yaptı, ‘annniiieee’ dedi.. tam, hayıır, ağlayacak, anne diye ağlamayacağına çok emindiiim diye düşünürken, düzeldi, ellerini gözlerinden çekti ‘ağlıyımmı ağlamıyım’ dedi. Resmen tehdit etti yani Her çorba vermeye çalıştığımda o buna devam etti. Ben de pes ettim. Ağlama dedim. Koy oraya dedi. Koydum :)


Akşam boyunca çeşitli şeyler yedirmeye çalışmaya devam ettim. Ama en son, kaç saat sonra pandadan yaptığımız çorbayı küplerden içme oynarken bile, ‘koy oraya koy, anneei yok?! Anne gelcek!’ demesinden anlamalı ki, bu çocuk fazla çakal, fazla bağlantıları iyi. Kandırarak, uçak geliyorla yemek yedirmek mümkün değil.

Gürhan geldi sonra. Bu Can’ın bloğu. Çok istiyosan kendine kocamveben diye blog aç diyebilirsiniz ama söylemeden edemem, dün gene, bir kez daha çok emin oldum gene. Gürhan’dan çok iyi baba olur :)

Tam çorbadan pes ettiğim anda gelerek dikkatini, ilgisini öyle çekti ki Can’ın. Ağzı açık ‘aaa’ diye izliyor her yaptığını. Kemerini katlamasını, kravatını küçültmesini… ikisini öyle izlerken, itiraf ediyorum gözlerim doldu ;)

Saat 9 buçuğa doğru, artık su bidonunu uyuttuğunda, uykusu geldi uyutsammı derken annesinin mesajı gelince uyutmadım da. Sooo, fazla çabuk, hızlı bi babysitting oldu. Bence az oldu, bişiye benzemdi. Daha büyük challengelara hazırım!

Yan evden köpek sesi gelince, hovhov diye cama yönelip camdan bakmak istedi. Açtık camı, köpeklere, kedilere bakıyoruz. Annesi köşeyi arabayla dönünce almadım ki ,görünce sevinir. Ama camda annesini görüp de ona ulaşamayınca aniden panik olup, ağlamaya başladı. Ben bakıcı olsam belki de inanmazdı oynadığımıza gören kimse. Alındım açıkçası, o kadar ağlamasına gerek yoktu:)

Merdivende annesinin kucağına atlayıp, hala anne diye ağlarken, ‘ayıyı alalım’ ,’evimize gidelim’ diyerek yeni arkadaşı pandayı da alarak gittiler.

Fotoğraf da: ‘Ayferle bizi çekti. Vidoya çekti. Ayfer teyzeyle biz uyuduk, bizi vidoya çekti’ resmidir.


Aklıma gelen incilerden biri, bizim eski vantilatörün düğmelerine basıp, ‘klima çalışmıyor’ demesi ! Bizim kafadan ;)

8 Ocak 2014 Çarşamba

yeni yıla başlarken

Yeni şeyler olmuyor yeni yıla başlarken. Yani bizim hayatımızda. 
Ülkede olup bitenler zaten buraya taşımak istemeyeceğim kadar kötü ama yakamızı da bırakmıyor.
Ama madem yıllar sonra açıp okuyacağız, söyleyeyim;
Herşey çok çok kötüye gidiyor!
Umutlar azalıyor.Can bu ülkede nasıl bir ortamda büyüyecek? Hadi biz de çok çalkantılı bol gündemli yıllar yaşadık ama sanki daha kötü olmamıştı mı ne acaba ki nası ki o kim o ki?
Mesela, güven desen.. O nedemek? 
İstikrar ? Kelimeden nefret ettim resmen zaten
Hiç bir devlet kurumuna güvenemeden kelle koltukta yaşayıp gidiyoruz. İnşallah başımıza bir iş gelmez de polise,hakime,valiye yada nebiliyim işte senatöre falan işimiz düşmez. Çok zor işler bunlar biz sahipsizler için. 
Bu ortam  içinde tek moral kaynağı kendi insanlarımız ,sahip olduklarımız, Can'larımız, Sarp'larımız, annemlerimiz, sisterslarımız.
"Sevin onları, koruyun, mutlu edin, mutlu olun, tartışmayın, kırmayın, kırılmayın" mesajı veresim geldi.
Ayyh bu annelik beni sahiden bozdu, ben böyleysem Yasemin Tosun Andıç nasıl olacak anne olunca, çook merak ediyorum  :)
Neyse metini tatlıya bağladıktan sonra gelelim Can efendiye. bizim zirzop tabiki haaala geveze. Her dilden her telden konuşmaya,konuşabildiklerini şimdi konuşmaya, konuşamadıklarını kaydetmeye ve en olmadık anda yumurtlamaya hazır bir bomba gibi dolaşarak ev tipi standupçı gibi geçiriyor günlerini.
Taksiciye iyi akşamlar bebeğim dedi en son mesela:)  " how i what you are bebeğim " bir diğer repliği.
Bir de kıskançlık başladı. Sarp canını acıtıyor resmen, kaldırmıyor bünyesi bebeğimin. Annesi babası bile onla ilgilenince bozuluyor. Filizi çok seviyor ama paylaşmak istemiyor zaar. Hala her güzel kumrala Filiz diyor. En son tv de Serenay Sarıkaya' ya Filiz dedi .
Hava soğuk. Dışarı çıkılamıyor, işte aman kule yapayım, aman ekmek makinesinde panda pişireyim derdinde. Hala televizyon olmadığı için hayatında, durmadan ilgi bekleyerek oyun oynuyor gün boyu. 
Neyse ki herkes de seferber onun için. Bu açıdan şanslı bi çocuk sanırım. 
Yeni yıl geldi by the way. Yılbaşı ağacımız vardı bu yıl. Birlikte süsleriz sanmıştım ama o süslere pek takılmadı. Işıklar cezbetti daha çok. Sonrasında fişten çekip ışıkları iptal edinceye kadar lambaları rahat bırakmadı.  Güzeldi ama .





Sonra sonunda Nesliyle buluştuk.Paramparça ettiğim keki alıp bir pazar öğleden sonrasında kocamı ve bebemi alıp kapısına dayandım. Nerelerdesin sen höyt çıkışımı yapamadım çünkü yavrum yazık belini incitti yeniden . Şimdi neyse ki daha iyi. Şaşkın da komik. Can'ın ona bayıldığı oranda kaçtı Can'dan. İlkinde yorganın içine, ikincide Osman'ın yatağının altına saklandı.  Benimkinin heyecanı, durmadan sevip okşaması çok sevimliydi.











Ve bu günlerde yine en çok yüzümü güldüren şey onun dansı. Aylar öncesinden hafızasına kazımış ama ilk defa ortaya çıkarıyor Gökhan Amca'sının dans figürlerini. Aslında bildiğimiz Sincan oyun havası gibi ama onunki gibi minicik masum bir bedende nasıl da sempatik durabiliyormuş o hava. Yersiniz. İnstagramda var. Ben fona tabiki She is a rainbow koydum. Umut Çakır dan "Alıngan Yıllar" koyacak değildim :) Kim mi o?  Can ın biklim biklim dinlerken basıp da abone olduğu grupların önerdiği şarkıcılar bunlar. Artık Serkan'a düzenli bilgi mailleri geliyo, yakın takipteyiz :D

Yarın ilk kez Ayfer teyzesi bakıcılık yapıcak "Guran"la birlikte.
   Akşam anne her perşembe olduğu gibi bir Nişantaşı night out da canım ya.      Orada neler  yaşandı, kriz çıktı mı artık başka bir blogun konusu olsun. 
   Bunu bitirelim.        
   Öğlen oldu bana afiyet olsun, siyuuu baaay,kendine iyi baaak:)