26 Haziran 2014 Perşembe

Yunus sözün anlar isen, mani'sini dinler isen..



Yıllar boyunca Osmanlı İmparatorluğuna başkentlik etmiş, likyalılardan karyalılara kadar her sosyal şeyin yaşamış olduğu , medeniyetin beşiği de dediğimiz coğrafi bölge Eskişehir. 
İlk önce konum nüfus ve morfolojik özelliklerden başlanır metinlere. Benim yazılarım da elbette kaideli ve 9-8 lik hece ölçüsüne tabi dikkat ederseniz, bi çeşit vezin. Ama fakat Can hakkında yazacağım bugün. Onun kişisel tarihini döküyorum ortaya ben.

Çok havalı parklarımız var bizim amaa mahalle parkları bile çok kapsamlı. Toprakla epey haşır neşir olduk bu sefer ama oturduğu kırmızı koltuğa dökülen taş toprağı eliyle süpürüp temizlemekten daha çok keyif alıyor. Bilemiyor henüz toprak, kum, çamur, form verme, yol açma fln yapmadı, oturdu o kırmızı koltukta, ertesi gün niyeyse kırmızı koltuk deyince koşa koşa gitti yine. Saçma oluyorlar azizim :)




Çok sıkılıyorum bazen.Tabiki her şeyi o ittirecek , özellikle pütürüklü yerlerden gezecek, saatlerce o şekilde gezecek, hiç kimseye hiç bir park objesine bakmayacak ittirecek ittirecek. Döviiim ben bunu.



Artık büyüdü teyzeleri. Bana ne yapacağımın söylenmesi en nefret ettiğim şeydi ya hani,ı ıh onda sökmedi. Alıştım ben de. Ne yapacağımız değil de ne söyleyeceğimiz tamamen ona bağlı artık. Konuşma şekli buna dönüştü. Mümkünse iltifat, beğeni, ona şaşırma, onunla ilgilenme içeren cümleler kurmuyorsan konuştukların hava civa. Zaten izin de vermiyor ya...

"sen kedileri mi seviyosun de"
"sen ablanın bisikletine mi biniyosun de"
Arabadaysak bana seslenerek
"Senin sesin arkadan çok güzel geliyor dee"
"Sen koltuğunda ne güzel oturuyosun dee"
"Senin Ecem ablan mı gelmiş dee" 



Cesaret geldi orda. Ağaca bile tırmanmaya kalktı. Çocuklar varsa kaydıraklara yanaşmıyor burda. Orda karıştı gitti kaydı koştu. Ha arkadaş mı edindi elbette hayır ama iyiydi iyi.





Dinazora tırmandı, içine de girdi. Ne zaman babası olmasa düşüyor ediyor . Baba çünkü uçuyor tutuyor yakalıyor filan ama orda i was in charge! Düşmemesini sağladım okey ama pis mikroplar nolcak? Al işte onlar girdi bünyesine. Sadece ona mı. Bana da. ömrümde ilk kez grip oldum ?/&%+
Daaaa (ama fakat lakin olan da, bi çeşit bağlaç olan da) oğlanın bronşit, hemen ciğerlere gidiyor sümükler.Mehmet eren in müsameresini kaçırdık bu yüzden. çok iyi oynamış,hiç şaşırmamış, öyle dediler, göremedik.

Dedesiyle birlikteyken her türlü oyuncağı deniyor
ay ne koştu ne koştu


Güzel bir mekan ve güzel bir Can, bu ikiliden oluşan kompozisyonlar benim işim. Üşenmeden fotoğraflamak , anında paylaşmak, sonra evde bidaha bidaha bakmak.Sonra gelip burda anlatmak. Seviyorum.
Postlarımı sevmeyen ölmesin tabi. Sadece okumasın sevmiyorsa. Bakmasın. İlgilenmesin de. Yok saysın. 
Morrissey söylüyor evet ben de katılıyorum, the more you ignore me, the closer i get, evet benim böyle olduğum olmuştur.
Ama konu Cansa biz öyle değiliz.  



Herkesin bisikletine sukutırına salça oldu. Bazen el kadar çocuklara nolur biraz binelim filan dedim. İzin de vermiyolar çoğu. Siee deyip geçemezsin. Cana o haklıymış gibi anlatmak gerekiyor. Birdee kendisi alıyor milletin şeyini, kendi pandasını da vermiyor, ay rezil ediyor beni bu çocuuuk inşallah ilerde vezir eder :p




Eskişehir ve uçakları. İlk kez gelene alışmak çok zor tabi de biz o gürültülerle büyüdük ya. Bunlar da hatırladım o uçaklardı .




Dedesi almış bir scooter. Gezdiriyoruz tabi. Napçak binecek sürecek hali yok ya . Plasmacar ın üstüne oturuyodu hiç değilse. Şimdi onu da ittirmeye başladı. Geçen gün Emirgan parkta kavga ettik bu yğzden.



Sitede adamın birinin motoruna her gün gelip oturan bi kedicik de bu :) Bu arada kedilerle iletişimi arttı. "gel kedi gel" diye diye peşlerinde dolanıp duruyor. Annesi gibi cat person olacak zaar!!! nası yalan kskdkdfg

Bu yazının anne benzerliği bu değil beklediğin an henüz gelmedi okuyucuğum:)




Yine bir panda ittirme seyansında daha saatler geçirdik.
Evet okadar uzun sürüyor.
Çünkü birden durup "şunu bi ayarlayalım ilk önceee" diyosa yerdeki gazoz kapağının üzerinden sol arka tekeri geçirmeye çalışmasındandır. Hiçbirşey sebepsiz değil. Tesadüf yok dünyasında. Çünkü hiçbirşey kendiliğinden olmuyor ki. O kapağın üzerinden kendiliğinden geçmiyor işte o tekerlek. Ayarlaması gerekiyor. Ama sonuçta ne yapmak istiyorsa onu yapıyor mu? Yapıyor. Tıpkı annesi gibi :) Yalan mı??



Sonunda oldu. Adını yazdırdım kendime. Onu kendime kattım. 
Görünce dediki, çıkaralım onu ordan, ellerine almak istedi, sevdi bence.
Yunusun içinde oldu . Uyku ihtiyacı duymuyormuş bu yunuslar sonuçta? so what deme, so what deme, ben ağlarıım! 

5 Haziran 2014 Perşembe

Can bir adaya düşerse



İnsan aynı günde vapurla, oturaklı bisikletle, at hayvanıyla,at arabasıyla tanışırsa, martısına cartısına şaşırırsa, bir sürü şey öğrenir bir sürü şeye heyecanlanırsa gün sonunda nasıl olur biliyor musunuz? aha böyle :)))


Evet ada vapurunda dönüşte Can:)

Vapurun sallanması, suyun köpürmesi, dalgalar... Aynı komik videoya bir kere daha gönderme yapılamayacağı için hayır bekleme okuyucu onu, o espiri evet buraya daha uygun olsa da, öteki yazıda yapıldı :) 

Ada denince aklına gelen klişeleri çıkar ver desem şurda size, bi çeşit seyirci jokeri kullansam, bunları söylersiniz, evet dondurma dersiniz, inkar etmeyin. El kadar çocuğa hijyen koşulları, içerdiği gerçek süt ve meyve oranı sorgulanır cinsten bir dondurmayı yedirdim mi? Tabiiki. Oh çok da sevdi.   Ama yeminlen söylüyorum, kafamıza ucubik çiçekleri takmadık. 


Herşey masal kitabındaki süslü at arabalarını anlatmamla başladı. O kadar sevdi ki onları. Hep onları kullanmayı, atlara deeeh dediğini hayal etti.  Benim görevim ne? O master ben slave olduğuma göre bu missionu da başarıyla ya yerine getirecektik ya da evde bulaşık yıkamaya devam edecekti. Zira pek az şey onu bu işten alıkoyabiliyor.Sular ziyan olmasın diye plastik kapları doldurup sonrasında on sefer kıyafet değiştiriyoruz, yani, bazen...Ama açınca da çooook ip gibi açıyoruz "greenpeace"li,"rain forest action network"lü, ya da  "friend of the earth" aktivisti arkadaşım  ya da sen şili deki çevresel örgütçü kardeşim, ya da İskandinav kökenli olan, sen de. "World water council" mensubu ya da ay bilemedim, "iski" li :p  Kızmayın çok ziyan etmiyoruz.


sonra arabacı amca gel otur buraya dedi ama tırsanziiii. Ya da at kakaları onu dehşete kapıldırtmış olabilir...


Esralar ve yaseminler vardı bizimle orada. Herkes neşeliydi. Ne güzel. Burası "aa ne şekerler,afferim onlara Can için onlar da gönüllü olmuş ne hoş" diyeceğin bölüm. 

fayton fayton fayton..unutulmazlarda ilk 5 e girdi..

 Tabi ki sıkı bir yemek faslı. Önce dondurma şimdi de kızarmış patates . Ben slingomum ım mı dedim de size canım?



Geldik bir diğer hayale. Her gördüğü bisiklete binmek isteyen, bi tur versene diyen oğlum tabiki de çok güzel kuruldu ve keyfine baktı benim bazı yerlerim terlerken :) Ama kondisyon kalmamış, ölmüşüz biz. Yokuşlarda felaketiz. Yine de nasıl sevdi, nasıl eğlendi, hiç bitmese ondan iyiydi.


Saat artık uyku saatini o kadar geçince, üstüne, onun alışkanlıklarına göre extreme sports sayılabilecek faaliyetler sonrasında sızdı kaldı :) Şimdi o ilk fotoğrafa tekrar bakabilirsiniz. Artık dönüş vapurundaki o #direncan pozu böyle oluştu:) Biz onu mutlu ettik, Allah da bizi mutlu etsin..:p



Parkta bir 5 years old abi , ona bir kez top attı diye yine ona atmak istemesi, abinin ise sunduğu imkanın bundan öteye gitmemesi, Canın arkasından bakması, sonra da "mavi giydi abi, ona atıcam" cümlesi... video, çık aklımdan :P yani ama derdini artık nekadar net anlattığını anlatmıyorum diye cümlelerinden örnekler de vereyim değil mi? Yazı zenginleşir. Hıhım..
Dün gece yatmadan önce babannesine dönüp , "yarın sabah görüşücez seninle " dedi :)
Birkaç gün önce de babası bezini yokluyorken "elleme elektrik çarpar" dedi :)) 


Bisiklet sürmek için illede bisiklete ihtiyaç yok.Almayın para tuzağı hep onlar. Hani çocuklar babalarının sırtına çıkıp gezerken ata bindim der ya bizimki ona kedi diyor mesela. Yani o ne diyorsa o...


Haftasonları deniz vapur göreceğiz diye artık İstanbul kazan biz kepçe. Annesi gibi deniz kenarında dolaşacak illaki. Evet bu yazıdaki kendimle benzeştirme açımı bu yönden belledim. Cümlemi eleştirene bi korum istikamet çorum kalşklşasklasdkdls  :p 




Benim güzel tatlı şeker bir siyah scooterım vardı, Suzuki . Çok uzun yıllarca değil ama epey bi dolaştım onunla. İşe geldim gittim. Onu kullandığımda saçlarım yapışmış, makyajım akmış onu bile dert etmiyordum düşünün. Sonra bu bloğun sahibi çıktı piyasaya. Siyuu baay kendine iyi baaak dedik kuzukiye. Belki bir gün bir vespam olur yine. Aynı şey olur mu bilmem. Onun çağrışımları, anıları, hissi başkaydı. Güzel yollarda gezdim onunla hep. Güzel anılarım var onunla ilgili. Neden hemen vazgeçtik diyorum bazen. Ama bazen "orda duran"la yeterince ilgilenmiyorsan, ihmal ediyorsan, alıştığı sevgiyi gösteremiyorsan,önceliklerin değiştiğinde o bunu fark ediyorsa, onu serbest bırakmak doğrusudur. Şimdi başkaları binecek üstüne diye kıskançlık edemezsin. 
Ne? evet , konu hala Can ;) Çok seviyor işte motorbisikletleri dedim ya. Resim de var. Tüm park halindekilere böyle çıkıp oturuyoruz. Çalışırsa işi olmuyor, topuk yani, tabi başka o. 

Şimdi yakın zamanda önümüzde bir Eskişehir akabinde Bursa gezintisi var. Günü gününe yazamazsam ondan yani :)