Bir önceki yazımızda ne demiştik?
Deniz kenarını ve gemileri seviyor
demiştik değil mi ?
İşte yalan o!
Vazgeçti sevmekten.
Çok seviyor diye, havanın yağmurlu
olmasına bile bakmadan, götürdük İstinye’deki iskeleye. İçini bir korku sardı.
Yavaş yavaş büyüdü o korku, motoru beklerken. Sonra ,motor yavaşça iskeleye
yaklaşırken dehşete kapıldı. Ödü patladı. Bağırsaklarına karıştı. Ağlamaya başladı.
Gayet ısrarcı bir anne gibi binince alışır
dedim, babasının kıyamayan, “napıcaaz” diye soran bakışları eşliğinde bindik. İçerde, bu
başlayan ağlayış, çığırarak ağlamaya dönüştü. Göz yaşları sel oldu. Çağladı.
İndik! Yenilmişlik, pes etmişlik, kabul
etmişlik bakışları da benim gözlerimden akmıştır herhalde.
Anneannenin deniz seferi hevesini kursağında
bırakarak indik ve oradan kaçarak uzaklaştık. Uzaklardan baktık gemiye ve yine
de hep tedirgin oldu.O gün bugündür, ” gemiye binmeyelim anne” de dilinden düşmedi.
İşte böyle korkular arttı. Gözlemlemelerime
göre, büyük kütleli, ses çıkartan ve hareket eden şeyler onu çok korkutuyor.
Trafikte giderken yanımızdan otobüs geçmesi bile sorun bu günlerde. Saçma fakat
öyle. Duruyorsa sorun yok. İş makinesi gördük diye feryadı bastı hem de
arabanın içinden!
Bazı şeyleri de tam anlayamıyorum. Yeni
olan , daha önce görmediği şeyleri denemekten de korkuyor. Sevgilisi Yasemin’e
Kalamış Parkı’na gittik. Oranın ilginç atlı karıncasından da korktu binmedi.
Hani hem bisiklet aynı zamanda ama
dönüyor ya. Noldu niye bilemediniz ki? İşte bu.
Tek yaptığı bunda zıplamak oldu da evlere şenlik bir zıplama,en temkinlisinden :D
Bu arada blogumuz reklam için bir ciddi potansiyel falan teşkil etmese de yine de öneride bulunacağım. Kalamış Parkı annane ve Can 'ın favorisi oldu. Molly de geldi, sevdik
“Yuutuub aç” demeyi biliyor ya yuutupta
uçak izlemeyi de başarır belki sonrası için iyi olur diye düşünen dahi anne olmak
da işe yaramadı. Orda görmek de yetti korkması için. Bide nasıl kendisiyle
barışık barışık “uçaktan korkuyorum ben “ diyor! Halbuki biz Ordu’ya uçakla
gittik. Herkes şaşırmıştı, bu nasıl çocuk, hiç ağlamadı korkmadı demişlerdi.
Kendisinin tabiriyle: enteresan!
Deniz ve dalgalar, o konuyu hafiften ama
çok hafiften aşmışız, bu yaza kadar hallederiz sanırım. Demirciköy’de fena
değildi idare etti, yine de “deniz kokusu, ah altın kumlar, o yakamozlar” tipi
bi insan değil, o kesin.
Canım da çok özledi çok sık anar oldu
dedesini. Unutmasın hep sevsin istiyorum, hep hatırlatıyorum. Mesela dedesinin
hep söylediği Koçtaş şarkısını tamamen kendi yorumuyla okudu.
“Koçtaş’a gidiyooooorum, evimi çok
seviyoruuum , eeevvet bebeğim , ayyyy!!”
:’)
Duygu ifadelerinde ilerleme var evet. “Annemi çok özledim ben” in kurduğu enn güzel cümle olduğunu söylemeye gerek yok. “ Anneyi sevdim “ bir ödül cümlesi, “anneyi sevmedim ” de bir sitem, serzeniş, kızgınlık, ohoo neler neler. Bunun kötü bi ceza olduğunun farkında.
Duygu ifadelerinde ilerleme var evet. “Annemi çok özledim ben” in kurduğu enn güzel cümle olduğunu söylemeye gerek yok. “ Anneyi sevdim “ bir ödül cümlesi, “anneyi sevmedim ” de bir sitem, serzeniş, kızgınlık, ohoo neler neler. Bunun kötü bi ceza olduğunun farkında.
Başka neyin mi farkında? Ağlamanın çok önemli bir silah olduğunun. Aman ne büyük buluş ilk sen buldun dediğinizi duyar gibi oluyorum sevgili okuyucularım. Ama işte benim çocuğumun herkesten daha farklı , herkesten daha zeki olduğunu iddia etmemden sıkıldıysanız diye ben :p
Hadi şimdi hep beraber maşallah deyin!
Burada "Sporcu oldum ben" diyor bir taraftan :
Bu da sonradan yorumlarda bahsettiğimiz video. Ekliyorum işte boş durmuyorum:
.jpg)




41 bin kere Maşallah Can'ımıza :)
YanıtlaSilmersi güliiii
Siltam bi çay molası verdiğim anda geldi mailin, çok güzel oldu! ya fazla empati kuran birisi olmaktan korkuyorum ama bunu okuyunca benim de çocukluğumda otobüslerden delicesine korktuğum geldi aklıma. taksimde körüklü otobüsü görünce travma geçirdim sanırım, hala unutmuş değilim. ancak sanırım daha sonra "büyük kütleli, ses çıkartan ve hareket eden şeyler"e olan korkumu Eylem sayesinde attım :) okumasın o bunu. bişey daha düşündüm: mesela ben de bir şeyi sevdim mi, başka hiçbirşey istemezdim. çok yakın zamana kadar. çoğunu atlatıyorsun tabi, yemediğin şeyleri yiyorsun zamanla mesela ama işte biraz geleneksel bir tip olabilirim o anlamda. sanırım can da öyle :D çok uzattım yine, ama ankaradaki dede için de üzgün olduğumu söylemeden edemiycem. canın hatırlaması senin hatırlatman ne güzel :)
YanıtlaSilhahahaa bilgilendirme maili , bildirim şeklinde değil de full yazı olarak gidiyor diye kapatıştım o seçeneği az önce. ama senin anında haber alıp yorum yapman çok güzel. bayılıyorum yorumlarına. eylem okumuyordur evet merak etme :))) evet bu korkuları aslında çok rahatsız etmiyo ama bazen kısıtlıyo bizi , bide giderek artmasından korkuyorum. Demek çocukluğa doğru uzayabiliyor korkular.hımmm.
SilMaşallah diyerek başlıyorum. Maşallah Can'a.
YanıtlaSilMinik sevgilim..
Şimdilik bu zamanların kıymetini çok iyi bilmeliyim kendime not. Çünkü en tatlı halleri. :) Çok sık buluşmalıyız biz, ben demiştim ilk doğduğunda bizle (Esra-Nesli ve ben) başı belada olacak bu çocuğun..
Ama Medine göremiyorum diye üzülmesin, teyzenin yeri başka ne de olsa.. Hep, her zaman. :))
Can büyük ve hareketli ve mantığına aykırı ve daha önce görmediği nedense daha önce beyninde bir yere depolanmayan tüm verilerden korkması normal değil mi? Nihayetine o veriler neden çocuğa daha önce gösterilmedi ki?
Haklı..
3 aylıkken rüzgarla sallanan yapraklarda onun dünyası için oldukça vahşi değil miydi ki?
Sonuçta o kolunu başını attığında zıpladığını sanan bir kuzu.. Anneannesi "Çok güçlü benim oğlum" dediğinde bıyık altı gülüşleriyle kendini çok güçlü sanan göbekli bir boğumcuk.. O yüzden haklı benim kuzum :))
haha evet o kendisinin zıplamak dediği ama fakat aslında kafa ve bacak uzatmak olan hareketi peşpeşe yaptığında da "sporcu oldum ben " diyo kasıla kasıla :)) aslında uçağı otobüsü fln görüyodu seviyodu ilgi duyuyodu, o verileri göstermiştimmmm. ben çok iyiyiim hata yapmış olamam kii :p
SilAh bebeğim bu bir eleştiri değil..
SilEleştiri ise sana hiç değil..
Sen mikemmel bir annesin..
Sen bir tanesin..
Hayat diyorum, keşke Can'a öğreteydi de göndereydi diyorum ;)
hahahaha :* evet canım haklısınnn
Silyasemin artık yorum yazmasın. çok güzel yazmış, kıskandım, ben yazacaktım onları :p
YanıtlaSilbi de korkuları geçicek onun, çok konuşuyor, herşeyi konuşuyor diye herşeyi anlıyor olması gerekmiyor. unutup giicek onlardan korktuğunu, gülelim biz. çünkü azıcık da eğlenceli, çok güzel oluyor korkunca. bazen üzüyor tabi, o zaman da gülmeyip geçeriz.
mazgalların üzerindeki fotosu son zamanlardaki favorilerimden.
onlar mazgal değil
Silzıplama platformu
videyoğu da var
yollarım wassaptan . okadar temkinli ki.
eğlenceli evet ..:)
bu bloga bir de videolar başlığı ekleme zamanı geldi de geçiyor bile sanki?
Sil:)
YanıtlaSilAyfer sen ne tatlısın..
hooop iltifatlar bana ;)
Silçocuk senin diye mi! haksızlık bu!
YanıtlaSilYok artık.
YanıtlaSilşimdi ben ailenin en büyük teyzesi olarak ve aslında en korkağı olarak azcık ukalalık yapçam. Hayata gözlerimizi açarken 2 korku varmış temelde. sadece 2. birisi yüksek ses diğeri düşmek.
YanıtlaSilbunu temel alarak kendimiz korkular üretirmişiz. ailelerimiz ve diğer çevremiz de bize korku üretmemizde yardımcı olurmuş. mesela karanlık, boşluk ,kalabalık korkuları gibi. Eminim Can da kendince gemiden korkmak için silsile yapmıştır içinde. o zaten biraz bana benziyor :D bence suda gemi yüzdürün ama o içinde olmadan. leğende mesela. suni dalgalar yapıp geminin su almasını sağlayabilirsiniz.bu iyi bir yöntem banyo yapmayı sevmeyen çocuklara yapıyorlarmış.
uzun uzun yazmayacağım. siz nasılsa bulursunuz bir yolunu :P
yasemin evet seni kıskanıyoruz. ama gelinimiz oldugun için bağrımıza bastık napalım başımızın üstünde yerin var. oğlumuzun sevdiğini biz de severiz. (ben seni zaten severdim biliyorsun :**)
öyle.
ankaradan hayırlı haberler inşallah. duacısıyız. elimizden de bişey gelmiyor başka :(